Uzun soluklu bir süreç

Süreyya Terzioğlu

Süreyya Terzioğlu

Tüm Yazıları

Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” açılımdan sonra uzun ve karmaşık bir sürece girildi. Hala tedavisinin devam ettiği ve geçmiş olsun temennileri konuşuluyor olsa da kuliste “Bahçeli öldü ama süreç zarara uğramasın diye açıklanmıyor” gibi kulaktan kulağa söylentiler de dolaşıyor.

Tabii ilk günden beri, "Bu çözüm sürecini neden Bahçeli yaptı? Bu görev neden Bahçeli'ye bırakıldı?" gibi soruların cevabı ise çok açık bariz ortada. Maalesef Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet önderi olan Atatürk’ün CHP’nin, dinin AKP’nin, milliyetçiliğin MHP’nin tekelinde olduğu yanılgısı sebebiyle böyle bir açıklama MHP tarafından yapılırsa “vardır bir bildiği“ gibi bir yorumla karşılanacağı düşünülse de aslında bu sürecin doğru işlemezse; şehit ailelerini incitme pahasına, PKK’nın dizlerine sıkmak istenirken diğer terör örgütlerinin de iştahını kabartacak sonuçlar doğurabileceği tehlikesini göz ardı etmemek lazım.

Neden bu kadar bekletildi? Neden 40 yıldır bu kadar kan dökülürken ve terör yüzünden bu kadar para akıtılırken birdenbire neden zile basıldı o da malum aslında! Umarım “Terörsüz Türkiye” umudu için birilerine bu ülkenin sahibi Türk milleti adına olur olmaz vaatler verilmemiş ve bizi ileriye taşımak yerine biraz daha Orta Doğu'nun kucağına çekilmesine sebep olmazlar. Bu hükümetin ve ana muhalefetlerin unuttuğu en önemli ayrıntı ise biz aziz Türk milletinin CHP olmadan Atatürk’ünü sevecek, AKP olmadan dinine sahip çıkacak ya da MHP olmadan vatanına el değdirmeyecek kadar güce ve yüreğe sahip olduğumuz gerçeğini görmüyor olmaları.

Türkiye Cumhuriyeti’nin her ülke ile ama özellikle komşuları ile iyi ilişkiler içinde olması elbette hepimizin temennisi ancak bu bizim bütünlüğümüze ve birliğimize zarar vermesine sebep olmayacak şekliyle dikkatle işlenmelidir. Hangi işimiz tam düzgün ki?

İmamoğlu’nun içeriye alınması bile doğru düzgün işletilemedi. Her haksızlığa suspus, gerçekten ana muhalefet olmayı beceremeyen ve hükümetin bu kadar iktidarda kalmasına sebep olan CHP, kendilerinden biri içeriye alınınca çoluğu çocuğu dışarıya taşıdı ve özellikle annelerin tepkisini, gençlerin ve kolluk kuvvetlerinin zarar görebileceğini bile ön göremeyen bir yöntem kullandı.

Gençlerin hükümete olan tepkisi belki haksız içeriye alınma noktasında başlamış görünüyor olsa da ekonomi ve benzer birikimler de bardağı taşıran son damla oldu sanki. Şimdiye kadar her şeye susan sabreden CHP’nin gençleri İmamoğlu için kışkırtması yanlıştı. Hükümetin de İmamoğlu için bahsi geçen suçlamalar daha yumuşak geçişli, dava açılarak ama yurt dışı yasağı getirilerek ve içeride tutulmadan yapılabilirdi mutlaka.

Suçu ispatlandığında ve sabit olduğunda içeriye alınır, yatacaksa yatardı. Yazık ki genci yetişkiniyle hiçbirimiz neye, ne zaman, nasıl tepki vereceğimizi bilmiyoruz. Tam da bu noktada CHP'ye gençleri sokağa çağırmasına, gençlerin hurraaa sokağa koşmasına karşı duruyorum. Hükümetin içeriye alma sürecini iyi yönetmediğini ve abarttığını düşündüğüm gibi. Bir anda kılıçlar kınından çıkıyor. Ve yazık ki bunu fırsata çeviren provokeler ortalığı iyice sulandırıyor. Usul ve adap bu olmamalıydı! Gençleri sokağa çağıranların hangisinin çocuğu da sokaktaydı merak ediyorum açıkçası. Hiç kimsenin gençlerimizi istedikleri yere çekip kullanma hakkı yoktur ve olamaz. O çocuklarımız ölebilirdi ya da ağır yaralanabilirdi. Yüzlercesi hala içerde; bayram onlara da analarına da zehir edildi. Ve onlarla içeride iken "ben de varım, ben de içeride onlarla olacağım" diyen bir yetkili çıkmadı değil mi?

Dozunu aşan vatandaş da kolluk kuvvetleri de oldu tabii. Görüntüler o yönde ve bunların cezasını da hak arayan masum yavrular içeriye alınarak ve ıslanarak çekti. Tabii bir de soytarılar çıktı ortaya. Seneler önce yasaklanmış bir çizgi film karakteri ile gündeme düşen soytarı ve ona prim veren değişik tipler. Günler süren çatışma noktasına sürüklenen ciddi bir durum ve bunu hiçe sayan, dalga geçen soytarılar. Ortada başka bir ciddi sıkıntı var ki; o da yurt dışında hükümeti şikâyet etmek... Aslında kendi beceriksizliklerini de ortaya koymanın trajik komedi şekli... Utanır insan biraz, "ben muhalefet yapmayı beceremedim, elime yüzüme sıvadım” ya da “benim parmağımı ısırdı öğretmenim” der gibi komik şikayetler!

Yine her zamanki gibi duruşu ile Putin’in “onların iç meselesi” açıklaması ve karışmaması çok manidardı. Her iki taraf da bu süreci yanlış yönettiler ve ortada kalanlar ise yine vatandaş ve vatandaşın canı ciğeri olan kolluk kuvvetleri. Umarım bir an evvel her iki taraf da yanlışlarından döner ve bundan bir ders alır. İster yavrularımızın, ister polisimizin burnu kanasın biz onlar için ağlar üzülürüz.

Doğru yönetilmek kadar doğru muhalefet de en az doğru yönetilmek kadar önemlidir. Muhalefet becerikli olsaydı 25 sene aynı hükümet tarafından böyle yönetilir miydik sizce?

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?
Yorum yapmak için tıklayınız