Cüretkâr

Nihat Kaşıkcı

Nihat Kaşıkcı

Tüm Yazıları

“Vali itlik yaptı.”

“Ahmaklar… (YSK üyeleri için)

“Bana tatil yakışıyor.”

“Kayağıma laf etme, o kayak takımlarını senin g…ne sokarım.”

“Cumhurbaşkanlığı yürüyüşümü başlatıyorum.”

“Bunlar boş sorular; doğru dürüst sorun varsa sor. (Şaibeli diploma sorusuna…)

“Bu sorular benim muhatabım değil.(Savcının yolsuzluk sorusuna)

İlk çırpıda akla gelen ve daha katmerlilerinin de ağzından çıktığından herkesin emin olduğu, ‘cüretkâr’ laflar.

Anladık… Egosu, Kapadokya sıcak hava balonları kadar şişkin.

Kendisini dünyanın merkezi sanıyor.

Hatta Güneş bile, sanki kendisinin etrafında dönüyor.

Yürürken… Beyaz gömleğinin kollarını sıvarken… Kürsüde el-kol ve parmak sallama replikleriyle konuşurken… Sanki vatandaşın oylarına talip bir siyasetçi gibi değil; Antik Yunan’dan kalmış bir ‘kibir abidesi heykeli’ gibi şişiniyor.

Hoş kendisini, Osmanlı’dan ziyade Bizans’a yakın hissettiğini de hal ve hareketleriyle aşikâr ediyor.

HER ŞEY ONUN İÇİN

Tatilden fırsat bulup halkın içine çıktığında, kendisi hakkında pek de işi şeyler söylemeyen vatandaşları, neredeyse sokak ortasında dövmeye kalkışıyor.

CHP’nin başına, ‘bol akçeli ve şaibeli’ bir kurultayla seçtirdiği Emanetçi Genel Başkana, ittire kaktıra ‘önseçim’ kararı aldırdı.

Adına ‘önseçim’ dedikleri çadır tiyatrosuyla, ‘tek adam’ oylaması yaptırıp, kendisini ‘CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı’ ilan ettirdi.

Böylece, ‘aday adayının adayı’ ünvanından, ‘aday adayı’ mevkisine yükseldi.

KURULTAY SORUNSALI

Ama bir dakika…

Bu iş o kadar kolay görünmüyor.

Ortada bir ‘Kurultay sorunsalı’ var. Önce onun çözülmesi gerekiyor.

‘Mekânın sahibi’ hakkındaki yolsuzluk ve teröre yardım soruşturması devam ederken, Emanetçi Genel Başkan ani bir karar alarak, 6 Nisan için ‘Olağanüstü Kurultay’ ilan etti.

Nereden çıktı bu kurultay?

CHP’deki ileri gelen ve ileri giden herkes biliyor: ‘Akçeli-şaibeli’ Kurultay için iptal kararı kapıda. Bu, CHP’nin başına ‘kayyım’ atanacak demek. Özel, Olağanüstü Kurultay kararıyla, ön almaya çalışıyor.

Elbette anılan Kurultayın iptali için çaba gösterenler ‘iktidar yandaşları’ filan değil; bizzat CHP’liler… Hatta kimilerine göre, bu meselenin de ‘motor gücü’, Kurultayda ‘hançerlenen’ eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu

Para kuleleriyle başlayan süreç, bol akçeli ve şaibeli Kurultaydan sonra, geldi yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanmaya dayandı… Tabi, teröre yardım soruşturması da davaya dönüşecek. Bu davadan tutuklama gelmemesi konusuna birazdan dönelim.

BU KEZ ‘MOTİVASYON’ YOK

CHP yönetimi, 6 Nisan’da yapılacağı ilan edilen Olağanüstü Kurultayda, muhtemelen ciddi sarsıntılar yaşayacak.

Özgür Özel, yeniden aday olacağını açıkladı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olma ihtimali, olmama ihtimalinden yüksek.

Bir de Silivri’de ikamete mecbur kalan Ekrem İmamoğlu var. Yani ‘mekânın sahibi’

İyi de eski ‘karizma’ yok artık. 560 milyar lira üzerinden görülen yolsuzluk soruşturması ve buna bağlı tutukluluk hali, köprünün altından epeyce su akıtacak.

Bir de değirmenin suyu kesildi. Ne demektir bu? İptali kuvvetle muhtemel olan 38. Olağan Kurultay’da, delegelerin çoğunluğu, o dönemin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden Genel Başkan adaylığı için imza vermişti.

Fakat o delegelerden 100 kadarı, sandık başına varınca, Kılıçdaroğlu yerine Özgür Özel’e oy verdi. Dolayısıyla, ‘hançerlenmiş’ Kemal Bey, çırağı tarafından yenildi.

Oysa o delegeler, Kılıçdaroğlu’na, başka bağların yanında ‘itikadî’ olarak da bağlıydı. Buna rağmen, o delegelerin fikir değiştirmesini sağlayan bir ‘motivasyon’ devreye girmişti. ‘Tamamen duygusal’ olan o motivasyon, İmamoğlu ile birlikte Silivri’ye gitti.

Yani artık değirmenin suyu da, motivasyon da yok…

İHTİMALLER ÇOK

İşte bu yüzden, 6 Nisan’da yapılacak Olağanüstü Kurultay, kuvvetle muhtemeldir ki ‘olağanüstü doğumlara’ gebe.

İhtimaller az değil.

Kemal Kılıçdaroğlu aday olursa, bu kez seçilme şansı yüksek.

Özgür Özel aday olduğunu açıkladı; fakat ‘motivasyon’ elden gitti.

Bir de ‘mekânın sahibi’ ne yapacak? Üzerine gelmekte olan yolsuzluk ve teröre yardım davalarını bildiğinden, kendisine zırh edinmek üzere, koskoca CHP’ye ‘aday adayının adayı’ önseçimi yaptıracak kadar cüretkâr olan Ekrem Bey, cezadan yırtma umuduyla, ‘CHP Genel Başkanı’ zırhını da giyinmek isterse, ne olacak?

Tutukluluk hali, Belediye Başkanlığına engel olsa da CHP Genel Başkanı olmaya mani değil.

Hadi bakalım; bozuldunuz, tekrar dizilin…

‘SİYASÎ’ Mİ DEMİŞTİNİZ?

Gelelim şu ‘terörden tutuklanmama’ meselesine…

CHP yöneticileri ve şürekâsı, İmamoğlu’nun muhatap olduğu yolsuzluk davasının ‘siyasî olduğunu’ iddia ediyor ya… Aslında siyasî olan, ‘teröre yardım’ soruşturmasından tutuklama gelmemesidir.

Yanlış anlaşılmasın… Terörden tutuklanma olmaması, mevcut siyasî iktidarın bir tasarrufu olarak görülemez.

Belki kararı veren yargının, meselenin ‘toplumsal boyutunu’ göz önünde tutarak kullandığı bir ‘inisiyatif’ olabilir. Eskilerin deyimiyle, ‘mühim’ olana karşı ‘ehem’ olanı; yani ‘önemli’ olana karşı, ‘hayatî’ olanı tercih etmek…

Artık herkes öğrendi; İmamoğlu terörden tutuklansaydı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ‘kayyım’ atanması gerekecekti.

Tutuklama yolsuzluktan olduğu için, ‘kayyım’ atanmayacak; Belediye Meclisi, İmamoğlu’nun işaret ettiği üyeyi ‘Belediye Başkanı’ olarak seçecek.

Yani İBB yönetimi, CHP’nin kontrolünde olmaya devam edecek.

Tüm yandaşlarını ‘sokağa’ davet eden… Bir tutuklama olması halinde, ‘yakıp yıkıp geçeceklerini’ haykıran… Hır çıkarmak için bahane arayan marjinal örgütleri iştahlandıran CHP Genel Başkanı’nın, tutuklamanın geleceği gecenin akşamından itibaren sergilediği ‘yumuşatılmış üsluba’ bir kez daha bakın. Ne demek istediğim daha iyi anlaşılır.

Yalnız… İmamoğlu’nun ‘baş şüpheli’ olduğu teröre yardım soruşturmasında, ‘başaltı’ şüpheliler tutuklandı. Buraya bir mim koyun.

Bu hamur, daha çooook su kaldırır.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?
Yorum yapmak için tıklayınız