Avrupa Birliği’nin Çıkmazı ve Türkiye’nin Anahtar Rolü
Avrupa Birliği (AB), son yıllarda ciddi bir sarsıntı yaşıyor. Donald Trump’ın ABD başkanlığıyla geri dönen fütursuz politikaları transatlantik ittifakı zayıflatırken, İngiltere’nin Brexit süreci birliğin ekonomik ve siyasi gücünü törpüledi. Artan bölgesel krizler, ekonomik durgunluk ve güvenlik tehditleri AB’nin geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor. Bu kaotik tabloda, Türkiye’nin AB üyelik süreci yeniden masaya yatırılıyor. Peki, bu gelişme tesadüf mü, yoksa AB, ayakta kalabilmek için Türkiye’ye mi ihtiyaç duyuyor?
Erdoğan’dan Net Mesaj: AB’yi Türkiye Kurtarabilir
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Mart’ta Bursa’da yaptığı konuşmada bu soruya net bir yanıt verdi: “Avrupa Birliği’ni içine düştüğü çıkmazdan sadece Türkiye kurtarabilir.” Erdoğan, Türkiye’nin genç nüfusu ve dinamik ekonomisiyle AB’ye “can suyu” olacağını ifade etti.
Bu açıklamanın dayanakları yok değil. Avrupa, hızla yaşlanan nüfusu nedeniyle iş gücü açığını kapatmakta zorlanırken, Türkiye’nin 85 milyonluk dinamik nüfusu AB için ciddi bir avantaj sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye’nin NATO’daki rolü ve savunma kapasitesi, Avrupa’nın güvenlik kaygılarına cevap olabilir. Ancak, yıllardır kapıda bekletilen Türkiye için bu tablo ne kadar gerçekçi?
AB Türkiye’yi Gerçekten İstiyor mu?
AB cephesinden gelen sinyaller pek de umut verici değil. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un 24 Şubat’ta yaptığı “Türkiye artık AB’ye daha az aday” açıklaması, birliğin kapılarını sıkıca kapattığını gösteriyor. AB, Türkiye’yi üyelik yerine “stratejik ortaklık” gibi ara formüllerle oyalamak istiyor.
Buna karşılık, Türkiye de eli boş değil. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “AB’nin Türkiye’siz bir güvenlik mimarisi oluşturması mümkün değil” çıkışı, Ankara’nın bu oyunda önemli bir aktör olduğunu hatırlatıyor. Türkiye, göçmen krizi, enerji arz güvenliği ve askeri kapasitesi ile AB için kritik bir ülke konumunda.
AB Ülkeleri Türkiye’nin Üyeliğine Nasıl Bakıyor?
AB üye ülkelerinin Türkiye’nin üyeliğine yönelik görüşleri farklılık gösteriyor.
- Almanya: Temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Angela Merkel döneminde Türkiye’ye tam üyelik yerine “stratejik ortaklık” önerilmişti. Olaf Scholz ise daha ılımlı bir duruş sergilese de insan hakları ve hukukun üstünlüğü konusundaki endişeler devam ediyor.
- Fransa: Çoğunlukla karşı çıkıyor. Hem Sarkozy hem de Macron, Türkiye’nin AB değerleriyle uyumsuz olduğunu belirterek üyeliğe mesafeli durdu.
- Yunanistan ve Güney Kıbrıs: Kesinlikle karşı çıkıyorlar. Ege’deki anlaşmazlıklar ve Kıbrıs sorunu nedeniyle Türkiye’nin üyeliğini veto edebileceklerini sıkça dile getiriyorlar.
- İtalya ve İspanya: Daha olumlu yaklaşıyorlar. Türkiye’nin ekonomik potansiyeli ve jeopolitik önemini göz önünde bulundurarak üyeliği destekleme eğilimindeler.
- İngiltere: Brexit öncesi Türkiye’nin AB üyeliğini destekliyordu. Brexit sonrası ise Türkiye’nin NATO’daki rolünü vurgulayarak iş birliğine sıcak bakıyor.
- İskandinav Ülkeleri (İsveç, Finlandiya): Demokratik standartlar ve insan hakları konusunda katı şartlar koşmakla birlikte genel olarak destekleyici bir tavır sergiliyorlar.
- Doğu Avrupa Ülkeleri (Polonya, Macaristan): Genellikle daha pragmatik bir yaklaşım benimsiyorlar. Türkiye ile ekonomik ve siyasi iş birliğini ön planda tutuyorlar.
Trump Faktörü: AB’nin Hesapları Değişiyor
ABD’nin öngörülemez politikaları, AB’yi kendi savunma ve ekonomi politikalarını güçlendirmeye zorluyor. Trump’ın NATO’ya yönelik baskısını artırması, Avrupa’nın Türkiye gibi stratejik ortaklara daha fazla ihtiyaç duymasına neden olabilir.
Öte yandan, Brexit sonrası İngiltere’nin AB’den kopuşu, birliğin küresel sahnedeki ağırlığını azalttı. Türkiye ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ya da tam üyelik ihtimali, AB’nin ekonomik ve jeopolitik toparlanması için bir çıkış yolu olabilir. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “ışık hızıyla AB sürecini başlatacağız” vaadi de iç politikada bu umudu canlı tutuyor.
Türkiye Kapıda Beklemeye Devam Edecek mi?
Ancak şu gerçek unutulmamalı: AB, Türkiye’yi gerçekten davet etmeye hazır mı? Yıllardır “Kıbrıs sorunu” ve “demokratik gerileme” gibi gerekçelerle süreci tıkayan Brüksel’in, Trump ve Brexit sonrası radikal bir tavır değişikliğine gitmesi kolay değil. Türkiye’nin üyeliği, AB’nin kimlik krizini de derinleştirebilir. Büyük bir Müslüman ülkenin birliğe katılması, bazı üye devletler için hâlâ bir tabu olarak görülüyor.
Ancak Erdoğan’ın “AB’yi Türkiye kurtarabilir” sözü, zayıflayan bir birliğe uzatılan cesur bir el olarak değerlendirilebilir. Asıl soru şu: Brüksel’de bu eli tutacak bir irade var mı, yoksa Türkiye yine kapıda mı bekletilecek?
AB’nin Geleceği ve Türkiye’nin Stratejik Önemi
Zaman, bu karmaşık satranç oyununun galibini gösterecek. Ama bir gerçek değişmiyor: AB’nin iç krizleri derinleştikçe, Türkiye’nin anahtar konumu daha da belirginleşiyor. Belki de bu kez, davet sırası Ankara’da değil, Brüksel’de.
AB’de dengeler değişecek ve beklenen davet gelecek mi, yoksa Türkiye yine beklemeye mi mahkûm olacak?
Değerli YeniAnkara.com.tr okurları,
YeniAnkara.com.tr ekibi olarak Türkiye'de ve dünyada yaşanan, haber değeri taşıyan gelişmeleri sizlere en hızlı, tarafsız ve kapsamlı şekilde sunmak için çalışıyoruz. Bu süreçte sunduğumuz haberlerle ilgili eleştiri, görüş ve yorumlarınız bizim için çok değerli. Ancak, karşılıklı saygı ve hukuka uygunluk çerçevesinde, daha sağlıklı bir tartışma ortamı oluşturmak adına yorum platformumuzda uyguladığımız bazı kurallarımız bulunmaktadır.
Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (diğer okurlara yönelik olanlar da dahil) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık içermesi durumunda, yorum editörlerimiz bu yorumları onaylamayacak ve silecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar arasında aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemleri de yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur, bu nedenle bu tür yorumlar da YeniAnkara.com.tr sayfalarında yer almayacaktır.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu kanıtlanamayan iddia, itham ve karalama içeren, halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.
Markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmaz ve silinir. Aynı şekilde, bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmaz ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Diğer web sitelerinden alınan bağlantılar YeniAnkara.com.tr yorum alanında paylaşılamaz.
YeniAnkara.com.tr yorum alanında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan kullanıcıya aittir, YeniAnkara.com bu sorumluluğu üstlenmez.
YeniAnkara.com.tr'de yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yer alan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni okumuş ve kabul etmiş sayılır.
Kurallarımıza uygun şekilde saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun yorumlarınız için teşekkür ederiz.