“İmamoğlu’nu desteklemedik”

İnanç Uysal

İnanç Uysal

Tüm Yazıları

Medya Haber'de yayınlanan söyleşide “DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası başlayan eylemsellik sürecine ilişkin bir soru üzerine Bakırhan, “Biz CHP'nin eylemci kitlesi değiliz. Bizim partimizin böyle bir şeyi yok. Biz eleştiririz bu kararı ama bizim kendi, başka bir meselemiz var, bu meseleyi de aşan. Biz toplumsal barışı örgütlemeye çalışıyoruz. Bizim bunları aşan ciddi bir yoğunluğumuz var. Biz barışı toplumsallaştırmaya çalışıyoruz. İmamoğlu ile mücadeleyi bizim üzerimizden yürütmesinler biz İmamoğlu'nu desteklemedik, kent uzlaşısı başka bir şeydir.”

Aslına bakarsanız tamamen katılıyorum Bakırhan’ın cümlelerine. Ne diyor Bakırhan? "Bizim bunları aşan ciddi bir yoğunluğumuz var" diyor. Nedir o yoğunluk? Toplumsal barış, o toplumsal barış örgütlenirken, Selahattin Demirtaş’ın da özgürlüğüne kavuşacağı ile haberler düşüyor medyaya hatta bunun için gün dahi veriliyor.

Aslında hiç de tuhaf bir durum değil, siyaset mühendisleri bir hedefe odaklandıklarında son derece pragmatik olan siyaset uygulayıcıları üzerinden o hedefleri izah etmenin bir yolunu buluyorlar muhakkak.

Zaten en büyülü kelime de her zaman hazır: ‘Barış’ hatta bu sefer toplumsal barış olmuş adı.
Ayrıca kendileri zaten hiçbir zaman İmamoğlu’nu da desteklememişler, o da sadece kent uzlaşısı imiş ama sanırım durumu geri kalan herkes yanlış anlamış.

Burada daha önce sorduğumuz sorulardan birini bir kez daha soralım o zaman, birçok yerde belediye başkanlarınıza atanan kayyumlar da o çok önemli bir başka büyük gündeminizin parçası mı?

Yani DEM şu anda CHP ile mitinglere katılmayacağını da açıklıyor ve bu şekilde "umurumuzda değilsiniz" de diyor. Bence bunu tam zamanında yapmaları çok da iyi oluyor. Aksi durumda hala bir grup CHP'linin DEM ile bir ortak payda bularak iktidara karşı bir duruş sergileme fantezileri üzerinden konuyu konuşmaya devam edecektik.

Zaten, Mansur Yavaş’ın paçavra çıkışının ardından, önce çocuklara dağıtılan pamuk şekerler konusundaki cümle bozukluğu üzerinden bir tepki vermişlerdi. Ama asıl dertlerinin ‘paçavra’ ifadesi olduğunu sonradan çok net ifade etmişlerdi.

Bu anlamda kendilerine CHP tarafından da çok ciddi bir eleştiri gelmedi. Dahası iktidar bileşenleri de sustular. Paçavra ifadesi üzerinden oluşturulan polemik, Mecliste yine İYİ Partiyi neredeyse tek başına bıraktı.

Bu tepkiler ne kadar güçlü şekilde verilirse verilsin, o bayrak sonrasında TBMM çatısı altına geldi. DEM Milletvekili Sırı Sakık, Melis kürsüsünden, “Bu gördüğünüz Güney Kürdistan’daki bir yapının, oradaki bu bayrak, anayasal olarak Irak Kürdistanı’nda yönetimi temsil eden ve bütün dünyaca kabul gören bir bayrak. Bu bayrağa bazı hadsizler diyor ki paçavra. Açık ve net söylüyoruz. Asıl paçavra sizin zihniyetinizdir.” diyerek o bayrağı gösterdi.

Sırrı Sakık, sosyal medyadan da aynı anlama gelecek şekilde bir çağrı yaparken, şu ifadeleri kullandı: “Demokrasi herkes için olursa adı demokrasi olur. Tüm dillere, inançlara, kimliklere ve bayraklara saygı istiyoruz."

İşte burada asıl istenen saygı gösterilmesi mi yoksa o özellikle bayrakla ve APO posterleri ile sembolize edilen bir adem-i merkeziyet mi? sorusu yine gündemden düşmedi. Irak topraklarının bölündüğü 4 parçadan birinin bayrağını bugün Türkiye Büyük Millet Meclisine getirdiğinizde bir sorun olmuyorsa itiraz edenler sadece İYİ Partililer oluyorsa demek ki aslında birden bire bu sürece girilmiş falan değil.

Demek ki bu anayasa değişikliği konusunda yapılacak olan pazarlıkların mihenk noktası da budur. Bunun sadece Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik bir hamle olması herkese hala çok inandırıcı geliyor mu bilmiyorum ama ben durumun öyle olduğunu düşünmüyorum hala.

Karşılıklı bir kazanım ortaklığı yapılıyor olabilir. Türkiye’den ayrılmak istemediklerini söyleyen DEM Parti yetkilileri, Irak’tan bir bayrakla TBMM'ye gelip bu bayrağın Türkiye’de de bir bölgenin ya da yerin bayrağı olmasını söylemiş olmuyorlar mı mesela.

Henüz bazı şeyler açıkça ifade edilemiyor olsa da neticesinde vardığımız nokta, varacağımız nokta için ip uçları içeriyor gibi. O gün geldiğinde de bunu çok büyük bir kazanım olarak sunmayı başarabilme yeteneğine sahip epeyce bir kalabalık var bu ülkede. Dahası siyaseten yapılan hesaplarla o kalabalıklara itiraz edemeyen, başka bir kalabalıkta var.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?
Yorum yapmak için tıklayınız