Günümüz çekirdek ailelerinin yaşamından bayramları çıkarın geriye ne kalır? Geçmişe dair hikayeleri, anıları alınmış; yemek tarifleri defteri hiç olmamış; konuk ağırlama ritüelleri yaşamamış; ev baklasını hiç tatmamış, evin her odasından ayrı kahkahaları duymamış, ev ev dolaşmaktan uyuyakalmamış birileri kalır. Fıkralar, nükteler aktarılamaz, önceki kuşağın esprileriyle yeni neslin hazırcevaplığı kapışamaz ve kuşaklararası kopukluk başlar.
Velhasıl Ramazan ve Kurban Bayramları, yalnızca dini görevlerin yerine getirildiği günler değil, aynı zamanda kültürel mirasın nesilden nesle aktarıldığı önemli günlerdir. Gelenekler, ritüeller ve değerler, çocuklara bayramlar aracılığıyla öğretilir ve toplumun ortak hafızası korunur.
Bayram sabahı aile büyüklerinin ellerini öpmek, misafir ağırlamak ve çocuklara harçlık vermek gibi adetler, yıllardır süregelen bir kültürel mirasın parçaları olarak biliniyor. Ancak modern yaşamın hızla değişmesi, bazı geleneklerin unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor. Bayramların, geçmişle gelecek arasında güçlü bir köprü görevi gördüğünü ve bu değerlerin yaşatılmasının toplumsal bütünlüğü güçlendirdiğini unutmayalım.