Bayramı da tüketmeden tüketim

Ali İnandım

Ali İnandım

Tüm Yazıları

Hamamönü’yle Cebeci arasının tarla olduğu eski zamanlar, Hamit Tarlası adı. Ankara’nın bayram yeri. Hem memur hem halkbilimci Şeref Erdoğdu’nun ‘Ankaram’ kitabına şöyle girmiş tekerlemesi:

Hamamönü, hey gidi günler hey!..
Bayram yeri kurulurdu burada
Hamit Tarlası bir adı da
Atlı karınca, kayık, salıncak
Canbaz Hokkabaz, liylelek oyuncak

Davullar çalar, çadırlar kurulur
Çın çın öterdi Hamit Tarlası
Çocuğun bir elinde halka şekeri
Öbüründe Tak Tak helvası

15 yıldır Hamamönü’ne bayramlarını geri getirmeye çalışıyoruz ama maya tutmuyor. Ülkede tutmuyor bayram mayası, ya çok sulu ya gevşek kıvamlı oluyor coşkusu, dayanışması, eğlencesi. Tüketim toplumu, sözlüklerden sözcüklerini, yaşamda bayramını harcıyor.

ÖNCE SÖZCÜKLERİ KAYBETTİK

Kaşgarlı Mahmûd’un ilk büyük ansiklopedik Türkçe sözlüğü ‘Dîvânü Lugati’t-Türk’te bayram, yardımlaşma, yarış ve eğlenceyi içeriyor. Sözlükte, yardımlaşma ve yarışı içeren 191 sözcüğü içerir bayram. Bugünkü sözlüğümüzde artık yoklar. (*) Sözcükleri boşalan ‘bayram’ın, kendisini tüketmek üzereyiz.

Yardımlaşma, dayanışma, beraber eğlenme, daha iyileri ödüllendiren yarışmalar, birlik olma niteliklerinden hızla uzaklaşıyor bayramlar. Ya tatile gidiyor ya sadece kendimizi eğliyoruz.

Darülaceze’de, huzurevlerinde yol gözleyenler, ihtiyaç sahipleri hatta kendi yakınlarımız bile yok artık bayramlarımızda. Kurumlara devrettik yardımlaşma işlerini. Kurumla insan, yapay bir ilişki üzerinden muhatap ediliyor. Bayramın birbirine dokunduran insani ilişkisini koparmak üzereyiz.

Tüketim ve bencillik sisteminde kaybettiğimiz coşkuyu, tabii ki çocuklarımıza aktaramıyoruz. Yaşamdan eksilen ve içeriği boşalan bayramlar, yaşama sevincinin de eksilmesi, boşalmasıdır. Saman alevi coşkulu çocuklar, bayramı bayram etmeyi beceremiyor haklı olarak. Tanımadıkları duyguyu, nasıl çoğaltacağını bilmiyorlar.

DAHA BETERİNİ YAPTIK

Daha beterini yaptık; dini bayram- milli bayram ayrışmasıyla bölündük. Toplum bir vücut, bir yanı dipdiri sağlam bir yanı felçliyken sağlıklı olamaz. Sağı solu, yukarısı aşağısı bir bütün olarak çalışırsa vücut sağlıklı olur. Bayramlar, o vücudu sağlıklı çalıştıracak bağışıklık sistemini, direnci güçlendirmek içindir.

Sözlüğümüzün en zengin içeriği kaybederek hafızamızı siliyor, kutlamayı beceremeyerek yaşamın kan pompalayan kalp atışını tekletiyoruz. Damarımıza zerk edilen ‘tüketim toplumu’, vücudumuz gibi ruhumuzu da tüketiyor.

Hamit Tarlası’nı bayram yeri yapan, o günkü yokluk içinde bile yaşam sevincini koruyan, bozulmamış, ayrışmamış dirençtir. Bayramla sıfırlanır birikmiş olumsuzluklar.

BAYRAMIN ÖZÜNE DÖNME İHTİMALİMİZ

Bayramın bilgisi ve içeriğinde tecrübeli bir nesil yaşıyor hala. Onları küçümsemeden ve aşağılamadan, birikimlerini çocuklarımıza aktarmakta gecikmemeliyiz. Bayramın arıttığı kanın, vücudun her yanında eşit dolaşımını yeniden sağlamalıyız.

Amaçsız ve sonsuz tüketim hastalığı, bayramlarımıza dayandı, çocuklarımızı alacak elimizden. Bayram ruhunu aşılayamazsak yaşam sevincini yitirmiş, içi boş bedenleri insan sanacağız.

Tamamen kaybetmedik canlandırma ve yaşatma kudretimizi, küçük ve onarıcı hamlelerle bayramlarımızı özüne döndürme ihtimalimiz var hala.

(*) Prof. Dr. Salim Koca, ‘Eski Türkler’de Bayram ve Festivaller’

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?
Yorum yapmak için tıklayınız